HIZLI OKUMA VE HIZLI OKUMA TEKNİKLERİ

HIZLI OKUMA VE HIZLI OKUMA TEKNİKLERİ çalışma sorusunun cevabı, ödevlerinize yardımcı olmak ve Okul zamanı boyunca başarılı olmanız için cevapgo.com tarafından hazırlandı.

HIZLI OKUMA VE HIZLI OKUMA TEKNİKLERİ

Çağımızda insanı öteki canlılardan farklı ve ayrıcalıklı kılan temel özellik, bilgi, başarı ve öğrenmedir. Buna en hızlı, en ucuz ve en etkili ulaşma vasıtası ise okumaktır. Günümüzde okumak için zamanı olmadığından şikâyet edenler için birtakım okuma becerilerini artırıcı teknikler geliştirilmiştir. Bu tekniklerin genel adı hızlı okumadır. Okumayı fiziksel etkinlik olarak düşünürsek, hızlı okuma da bir tür fiziksel etkinliği artırıcı uygulamadır.

Hızlı okuma becerisi, gözü tembellikten kurtarıp sayfayı bir bütün olarak görmeye yani görme açısını genişletmeye ve hızlı algılamaya yönelik bir dizi egzersizler sonucu kazanılır.

Hızlı okuma dakikada okunan sözcük sayısını anlama ile paralel olarak artırmayı hedefler. Şüphesiz her yazı aynı hızda okunmaz. Okuma hızı metnin özelliğine göre değişiklik gösterir.

Teorik olarak insan beyninden, bilinçli olarak bir şey düşünmese bile, dakikada 600 sözcük kadar bir düşünce aktığı hesap edilmiştir. Hızlı ve bilinçli okuma tekniklerini bilmeyen bir okuyucu dakikada ortalama 150 sözcük okumaktadır. Geriye kalan 450 sözcük zihinden geçen parazit düşünce kalıntılarıyla doludur. Ama insan hızlı okuma becerileriyle bu boşluğu doldurabilir ve okuma hızını üç katına çıkarabilir.

Gerekli fiziksel görme ve anlama becerilerimizi geliştirmek kaydıyla, hızlı okuma, anlamayı da kolaylaştırır, okumayı da zevkli bir hâle getirir.

İlköğretimden itibaren okumaya ve öğrenmeye başlarız. Bu eylem bir ömür boyu devam eder. Bu, bilinçli toplum olmanın daha doğrusu insan olmanın gereğidir. Ama çoğumuz okumanın daha doğrusu hızlı okumanın ne olduğunu pek düşünmeyiz. Zamanın, insanoğlunun dikkatle ve titizlikle kullanması gereken bir sermaye olduğu düşünülürse, sorunun cevabı da ortaya çıkacaktır. Okuma hızını artırmak için şunların uygulanması önerilebilir:

1. Zamanı kullanmayı öğrenmek: Pek çoğumuz çok şeyler yapmak için zamanımızın olmadığından yakınırız. Oysa günlük işlerimize ayırdığımız zamanın ancak % 20’sini verimli kullanırız. Sözgelişi bir telefon konuşmasının % 80’i asıl amacımızın dışındaki gereksiz konuları içermektedir.

2. İrade ve sabır göstermek: Okumanın alışkanlık hâlini alması için psikologlar üç haftalık bir süreç öneriyor. Bunu gerçekleştirmek için önce kişinin kendini hazırlaması yani ön hazırlık çalışması yapması gerekmektedir. Bu çalışmaları şu şekilde sıralayabiliriz:

A. Kişisel okuma hedefleri tespit etme: Burada periyodik olarak neler okuduğumuz tespit edilir. Kitap, dergi, gazete, meslekî yayınlar, raporlar vb. Haftalık, aylık, yıllık hedeflerimiz nelerdir? Kitaplığımızdaki eserlerin listesini yapıp öncelik sırasına göre bir okuma plânı çıkarmakla işe başlayalım. Bir kitap aldığımızda günün tarihini atıp ne zaman bitireceğimize dair not düşelim. Okuduktan sonra kendimizi kontrol edelim. Listemiz zamana ve şartlara göre güncelleşebilir.

B. Okuma vakitleri belirlemek: Tıpkı diğer zamana bağlı işlerimiz gibi okumaya da zamanla sınırlı belirli bir vakit ayırmak, o saat gelince işe koyulmak en doğru bir iştir. Zira okumak ciddi bir iştir ve her ciddi iş gibi okuma da plânlamayı gerektirir.

C. Okuma engellerini ortadan kaldırmak: Günümüzde normal okuma hızı kişinin ihtiyaç duyduğu bilgi yükü için yeterli değildir. Ancak, teknolojinin hızla gelişmesi, kitapların dışında internetin de hayatımıza girmesi, insanların bilgiye ulaşmasını büyük ölçüde kolaylaştırmıştır. Geriye bu bilgilerin özümsenip yorumlanması kalmaktadır. Bunun da tek yolu hızlı okumaktır.

D. Okuma alıştırmaları yapmak: Her sporcunun antrenmana başlamadan önce kas gevşetici egzersizleri yapması ne kadar gerekli ise okuyucunun düşünme, görme, anlama ve kavramayla ilgili okuma alışkanlıklarını ve engellerini tespit etmesi ve bunları önlemek yahut geliştirmek için birtakım ön çalışmalar yapması da o ölçüde gereklidir.

E. Alışkanlıkları değiştirmek: Alışkanlıklar, zamanla kazanılan davranışlardır. Bu yüzden onları değiştirmek zordur. Ama sabırlı ve iradeli çalışma alıştırmaları yapılması sonucunda yeni alışkanlıklar da kazanılabilir. Üstelik yeni alışkanlıklar bilinçli olarak kazanılacağından uygulaması da zevkli, güven verici ve kolay olacaktır.

F. Sözcüklere takılmadan okumak: Okuma sırasında kimi zaman sözcükler üzerinde dururuz. Oysa önemli olan sözcükler değil metnin bütününün mesajıdır.

G. İhtiyaçlar doğrultusunda zihinsel ve fiziksel ortamlar hazırlamak: Okumak için sakin ve uygun bir ortam okuma isteğimizi kamçılayarak başarılı sonuçlar elde etmemizi sağlayacaktır.

Bu tekniklerin uygulanması okuma hızını ve miktarını artırdığı gibi okumaya da bir disiplin kazandırır; hayal kurmayı ve metinden uzaklaştıran zihnî oyalanmaları engeller. Böylece anlama ve bilgi transferi daha hızlı gerçekleşir.

3.Bir dakikadaki okuma hızını tespit etmek: Okuma sırasında sık sık aynı süre içinde okunan sözcük sayısını tespit etmek ve bu hızı her okuyuşta artırmaya çalışmaktır. Bu yöntem başlangıçta sıkıcı bir iş gibi görünse de, kararlı olarak uygulandığı takdirde, bir sonraki okuma hızının bir öncekine göre bir miktar arttığı görülecektir.

4. Göz kasalarını geliştirme çalışmaları yapmak: Hızlı okuma becerisi kazanmak için göz alıştırmaları büyük bir önem kazanmaktadır. Göz, kötü alışkanlık gereği satırın bir sözcüğüne odaklanır. Beyin eşgüdüm içinde heceleyerek okur. Bu zaman kaybına neden olur. Bu yüzden gözün satırın bir sözcüğünü değil, bütününü görmesi sağlanmalıdır. Yani satırı bütün olarak görmek gerekir.

Gözü esnetmek, gözün hızlı odaklanmasını ve sıçramasını sağlamak için şunlar yapılabilir:

  • Bir kitabın bir sayfası üzerinde ilk ve son sözcükleri renkli fosforlu kalemle çizip gözü sıçratmaktır. Bu uygulamada sözcükleri okuyup anlamak şart değildir. Sadece net ve hızlı fotoğraf çekmek amaçlanır. Göz ne kadar zorlanırsa sonraki alıştırmalara o kadar hazırlanmış oluruz.
  • Bir kalemi burun hizasında duvara paralel tutup onun üzerindeki bir noktaya sabitlemek.
  • Okuma sırasında gözü sağdan sola, soldan sağa, yukarıdan aşağıya, aşağıdan yukarıya, sağ köşeden alt sol köşeye, çapraz alt sol köşeden sağ alt köşeye, oradan da sol üst köşeye doğru kaydırarak göz kaslarını güçlendirmek ve esneme yeteneğini geliştirmek.
  • Mevcut okuma alışkanlığı göz sıçramalarını engellemektedir. Ancak bu direnç, gözü yukarıdan aşağıya, soldan sağa birden çok sözcük grupları üzerinde odaklayarak sıçrama ve görme alanını genişletmek suretiyle kırılabilir. Sıçramayı hızlandırmak için şu hareket de yapılabilir: Parmağı veya kalemi satır üzerinde hızla hareket ettirmek her duruşta 2-3 sözcüğü bir arada görüp blok okuma yapmak. Parmakla veya kalemle satırları takip etmek okuma hızını yavaşlatır gibi bir yanlış kanı vardır. Oysa parmak veya kalemle satırları takip etmek, hızı frenlemediği gibi gözün daha ileriye sıçramasına yardımcı olur ve geri dönüşleri önler.
  •    Sıçrama ve odaklanma hareketleri belli bir disipline göre yapılmazsa göz kasları daha az sözcük üzerinde odaklanacağından çabucak yorulur ve okuma hızı düşer. Ritimli okumada ise odaklanma ve sıçrama daha çok sözcük üzerinde olacağından gözün direnci artacaktır.

5. Okuduğunu tekrarlama: Okuma hızını engelleyen sebeplerden biri de bilinçsizce yapılan geri dönüşlerdir. Tek okuyuşta anlaşılabilecek cümle ve paragrafların, metinden uzaklaştıran zihinsel gezinmeler ve hayal kurma sonucunda, ikinci veya üçüncü kez okunması gereksiz zaman kaybına neden olur. Bu geri dönüşler, konuşurken sık sık sözün kesilmesine benzer.

Geri dönüşler okuyucunun kendisini en zor metinleri bile anlayabilecek kapasitede olduğuna inandırmasıyla önlenebilir. Ayrıca sözcüklere değil, okunan metne konsantre olmak, sınırlı bir sürede okumaya inandırmak, veya metni okumadan önce göz gezdirmek de geri dönüşleri önleyebilecek önlemlerdendir.

   6. Heceleyerek veya sözcük sözcük okumak: Yazılı mesajların anlaşılması sözcüklerin teker teker algılanması ile değil, cümlenin ve paragrafların tamamının dikkate alınmasıyla gerçekleşir. Zira sözcükler zihinde karşılığı olan birtakım sembollerden başka bir şey değildir. Ağaç sözcüğünü gördüğümüzde o anda zihnimizde şeklinin, renginin, yetiştiği ortamın belirmesi bundandır. Üstelik bu tarzda okuyan kişi satırın başından sonuna kadar sözcükleri teker teker okuyacağından satırın sonuna geldiğinde okuduklarını unutacaktır. Oysa insan gözü bir tür fotoğraf makinesi gibi çalışır. Gördüğü parçaları beyne gönderir ve parçalar beyinde birleştirilir.

7. Okurken sese odaklanmak: Yukarıdaki maddeye bağlı olarak sözcükleri şekil olarak değil de hece hece okunduğunda zihinsel seslendirme başlar. Sonuçta göz seslendirme hızına takılır ve okuma hızı düşer. Seslendirme hızı bir bakıma konuşma hızına düşmektedir ki bu da normal konuşma tarzıyla dakikada 150 sözcük okumak demektir. Hızlı okumanın hedefi dakikada 600 sözcük olduğu düşünülürse zihinsel seslendirmenin sebep olduğu zaman kaybı daha iyi anlaşılır. Zihinden seslendirerek okumanın önüne okuma hızını 450 sözcüğün üzerine çıkarmakla geçilebilir.

Sonuç olarak okur ‘dikkatli okumak için yavaş okumak lazımdır.’ Ya da ‘metni anlayabilmek için sözcükleri atlamadan okumalıyım.’ gibi yanlış düşüncelerden kendisini hemen kurtarması gerekir.



İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*