Sultan Vahdettin konuşuyor

Sultan Vahdettin konuşuyor çalışma sorusunun cevabı, ödevlerinize yardımcı olmak ve Okul zamanı boyunca başarılı olmanız için cevapgo.com tarafından hazırlandı.

Kendimi feda ederek vatanı kurtarmaya çalıştım.Şimdi burada zelil ve sefil bir halde kalmaktansa, Anadolu’da at sırtında olmalıydık. Ecdadımın sarıkları, aynı zamanda kefenleriydi. Ama, Anadolu’ya gitme konusunu etrafımdakilere açtığım zaman, muhalefete uğradım. Böyle bir maceraya giremezsiniz. Mustafa Kemal Paşa ile haberleşiyoruz. Zaferden sonra gelip size bağlılığını bildirecek. Onun istemediği sadece Damat Ferit Paşa’dır. Allah göstermesin, Anadolu’da yenilirseniz vaziyeti kim kurtarır? Dediler.Hayli mücadele ettim,ama mağlup oldum.

Bu cümleler, Osmanlı Devleti’nin son padişahı Sultan Vahdeddin’e ait. İtalya’nın San Remo şehrinde yazmaya başladığı, ama emr-i Hakk’ın vaki olmasıyla yarıda kalan hatıralarından bir pasaj … 

Başlıca Üç Hata :

Sultan  Vahideddin’in portresi, vefatı üzerinden 76 yıldan fazla bir süre geçmesine rağmen, hala sisler içinde sayılır. Zira, Mütareke ve Milli Mücadele döneminin İstanbul cephesi hakkında, yeterince ve sağlıklı bilgi sahibi olduğumuzu kimse iddia edemez. Bu döneme ait Osmanlı arşivleri kilit altından çıkarılamadığı ve olayların içinde yaşayanlar ya kendi eğilimlerine göre hüküm yürüttükleri veya çeşitli sebeplerle sükutu uygun gördükleri için … O itibarla, zirvedeki şahsiyetin kaleminden çıkan açıklamalar elbette büyük önem taşıyacaktır.

Mesela Sultan Vahideddin, Mütareke döneminde meydana gelen facialara ve olaylara karşı gerçi kalkan olamadığını, fakat bir paratoner vazifesi gördüğünü, böylece bütün musibetleri üzerine çektiğini belirtiyor ve “ Kendimi feda ederek vatanı kurtarmaya çalıştım ” diyor. Sonra, hatalarını sıralıyor :

“ Ben de insanım, hatasızlık iddia edemem. Başlıca üç hatam oldu: Birincisi, rahmetli biraderim Sultan Reşad’dan sonra saltanat makamını kabul etmem. İkincisi, Mütareke hükümetlerine, başta Ferid Paşa olmak üzere, Tevfik, İzzet, Ali Rıza ve Salih Paşa gibi milletin ve devletin kalburüstü isimlerine talihimi bağlayarak aldanmam. Üçüncüsü, devleti kuran ve halis muhlis Türk olan Osmanoğulları’nın memleketten sürgün edilip Hilafet’in ortadan kaldırılacağına asla inanmak istememem… ”

Niçin ayrıldı? Memleketi terk etmesinin gerekçesi neydi?..

Padişah, bunu da kısaca açıklıyor :

Her tarafı istila eden inkilab ve ihtiras içinde bunaldım.Bana teklif edilen şekildeki Hilafet’e ne karşı koyma, ne baş eğme imkanı görmeyerek, kamuoyunda sükun ve durumda açıklık belirinceye kadar, geçici olarak tehlikeli bölgeden uzaklaşmaya karar verdim.

Şu iki cümle içinde bile, ötelerinin hayli dallı-budaklı olduğu intibaını veren üç önemli ipucu var. Her tarafı saran o bunaltıcı “ inkilab ve ihtiras  rüzgarları, demek ki birtakım şeyler sürükleyip getirmekteydi. Ankara ile İstanbul arasında, Hilafet’in yeni statüsü için pazarlıklar yapılmıştı.Nihayet, padişah için İstanbul’u  tehlikeli bölge ” haline getiren ciddi işaretler veya gelişmeler vardı.



İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*